AÖF İşletme 3.sınıf Çalışma Ekonomisi Ders Notları (7-8-9-10-11-12-13-14.ünite)

Anasayfa 3. sınıf ders notu, AÖF 27 Nisan 2013 1033 Okunma
AÖF İşletme 3.sınıf Çalışma Ekonomisi Ders Notları (7-8-9-10-11-12-13-14.ünite)

etiketler: çalışma ekonomisi, çalışma ekonomisi ders notu, çalışma ekonomisi özet, aöf ders notu, öaf ders özet, çalışma ekonomisi soru cevap
aöf_egitimcinet.com

Ünite 7
Ücretler konusunda teori-pratik uyuşmazlığın nedeni teorinin yanlışlığı değil var sayımlarının gerçek hayatta gözlenmeyeşidir. Örneğin:
a) İşçiler birbirinden farklıdır. Yani homojen değildir.
b) İşçiler aynı özellikleri taşımaz.
c) Emek piyasasının işleyişinde aksaklıklar vardır.
d) İşçiler ücret farklılıklarından haberleri olmayabilirler.
e) İşçiler ücret farklılıklarının bilse bile mobilite kolay ve maliyatsiz değildir. Dolayısıyla ücretlerin yüksek olduğu piyasaya girip ücreti dengeleyemezler.
Tüm bu nedenler piyasalar arasında ücret farklılıkları ortaya koymuştur.

Ücret farklılıklarının nedenleri:
I. İşlerin heterojenliği
1) Telafi edici ücret farklılıkları ( TEÜF)
2) İşlerin beceri gereklerinin farklı olması
3) Etkin ücret ödemeleri
4) Diğer iş veya iş veren heterojenlikleri
a) Sendika üyeliği
b) Firma ölçeği
c) İş verenin ayırım yapma eğilimi
II. İşçilerin heterojenliği
1) Bireysel tercihlerin farklılığı
2) Beşeri sermaye farklılığı
III. İş piyasası aksaklıkları
1) Bilgi eksikliği
2) Emek hareketliliğini engelleyen unsurlar

I. İşlerin heterojenliği
1) TEÜF = işlerin altarnatif işlerle olmayan istenmeyen özelliklerini tazmin etmek amacıyla işçilere yapılan fazladan ödemelerdir. Eşitleyici ücret farklılığı da denir. Emek arzına bağlıdır. Ve zaman içinde sürekliliğini korumayabilir. TEÜF nin uygulanabilmesi için işçilerin işin özelliklerine ilişkin bilgi sahibi olmaları gerekir.
TEÜF ün uygulama nedenleri:
a) Ölüm ve yaranlanma riski
b) İşin yapıldığı yer
c) Gelir düzenliliği
d) İşlerin prestijlerinin farklı olması
e) İşçinin işin yapılışında ne derece insafiyete sahip olmaları
f) İşin güven gerektirmesi
g) Firma tarafından sağlanan beşeri sermaye veya iş yerinde eğitim
h) Yan ödemeler

2) işlerin beceri gereklerinin farklı olması: meslekler farklı beceri düzeyi gerektirir.
3) etkin ücret ödemeleri: en nitelikli işçileri seçme imkanıdır. Ona göre ücret farklılığı ödenir.
4) diğer iş veya iş veren heterojenlikleri
a) Sendika üyeliği: benzeri işleri yapan iki işçiden birinin sendika üyesi olması diğerinin aleyhine bir ücret farklılığı yaratır.
b) Firma ölçeği: yüksek ücretler büyük firmalar tarafından ödenir.

Ücretli ile firma ölçeği arasındaki pozitif ilişkinin nedenleri:
1) Büyük firmalarda emek verimliliğinin yüksek olması nedeniyle yüksek ücret ödenir.
2) Büyük firmalarda sendikalaşmanın olması
3) Büyük firmaların metropolitan alanlarda kullanılması
4) Büyük firmalarda iş gücünün denetlemenin güç ve maliyetli olması

c) İş verenin ayırım yapma eğilimi: kadınlar gençler yaşlılar göçmen işçiler gb grupların verimli olmadığının düşünülmesi

II. İşçilerin heterojenliği
1) Bireysel tercihlerin farklılığı: kişilerin, işlerin özelliklerine yönelik bakış açıları farklıdır.
2) Beşeri sermaye farklılığı: Emek piyasalarında birbirleri ile rekabet edemeyen gruplar 2 nedenle ortaya çıkar;
a. Bireylerin sahip olduğu eğitimin miktarı ve kalitesi farklıdır
b. Kişiler farklı öğrenme ve uygulama yeteneklerine sahiptir

III. İş piyasası aksaklıkları
1. bilgi eksiklikleri:
dolaylı maliyet : işsizin o ana kadar bulabildiği işte çalışıyor olmaktansa iş aramaya devam etmesinin bedelidir. Ve reddedilen işin ücretine eşittir.
2. emek hareketliliğini etkileyen unsurlar:

Ünite 8
BEŞERİ SERMAYE TEORİSİ VE RESMİ EĞİTİM
Klasik iktisatçılardan Adam smith 1776 yayınladığı “ulusların zenginliği” adlı kitabında “eğitimin getirisinin sermaye yatırımının getirisinden az olmaması” gerektiğini ortaya koymuştur. Bundan sonra T. Schultz, J. Mincer, G. Becker gb iktisatçılarda smith i destekleyerek beşeri sermaye teorisini geliştirmişlerdir.
Teori; eğitimin verimliliği ve buna bağlı olarak geliri arttırdığını savunur.
Yatırım: yapıldığı muhasebe döneminin ötesinde gelir akımı sağlayan harcamalardır.
Beşeri sermaye yatırımı: resmi eğitim, iş yerinde eğitim, sağlık hizmeti göç ve iş arama gb faaliyetlerden oluşur.
Bir toplumun toplam serveti beşeri ve beşeri olmayan sermayenin toplamıdır.
Beşeri olmayan servet: arazi bina ve makine stoğudur.
1) Eğitim yatırımından beklenen getiri
a. Daha yüksek gelir sahibi olmak
b. Daha iyi bir iş tadmini sağlamak
c. Daha çekici istihdam olanakları
d. Daha yüksek stadü
e. Sosyal prestij
Eğitim yatırımlarının yarattığı 3 maliyet
a. Doğrudan maliyet: harçlar, kitaplar ve diğer malzemeler için yapılan harcamalar ( cüzdanda yapılan maliyet)
b. Fırsat maliyeti: toplam eğitim maliyetinin %75 ini oluşturur
c. Piskolojik maliyet: eğitim güç ve sıkıcı olarak nitelendirilir.

2) yaş gelir profilleri: bireyin eğitim yatırımı yapıp yapmayacağı kararı maliyetlere oranla faydanın büyüklüğüne bağlıdır.

Yakalanma noktası: üniversite eğitimi sonrasında emek piyasasında çalışmaya başlayan bir kimsenin liseden sonra doğrudan emek piyasasına giren diğerinin gelir seviyesini yakaladığı noktadır.
3) eğitim yatırım kararı
bugün ki değer: gelecek dönemlerde elde edilecek gelir ve maliyetlerin bir iskonto olayı ile iskonto edilmesidir.
Eğitim yatırım kararı 2 farklı yöntemle alınır:
1.
• eğitim yatırımının net bugün ki değeri > 0  yatırım kararı rasyoneldir
• eğitim yatırımının net bugün ki değeri < 0  yatırım karlı değildir.
2.
• İçsel getiri oranının hesaplanmasıdır. İçsel getiri oranı: alternatif iki beşeri sermaye yatırımının gelir akımlarının net bugün ki değerlerini birbirine eşitleyen iskonto oranıdır.
• İçsel geştiri oranı = piyasa faiz oranı net bugün ki değer = 0bu durumda birey yatırım yapıp yapmama arasında kararsızdır.
• İçsel getiri oranı> piyasa faiz oranı net bugün ki değer > 0  yatırım karlıdır.
4) beşeri sermaye teorisinin genelleştirilmesi
• gelir akımının uzunluğu
• maliyetler
• kazanç farklılıkları
beşeri sermaye teorisi ve iş yerinde eğitim
resmi(formal eğitim) normal eğitimdir. İş yerinde eğitim gayri resmi ( informal) eğitimdir.
İş yerinde eğitimin iş veren açısından maliyeti: eğitim alanı işçiler için usta başıların ve eğitmenlerin görevlendirmeleri ile yapılan harcamalardır.
İş yerinde eğitim işçi açısından maliyeti: daha düşük ücretle çalışmaya razı olmalarıdır.
1- iş yerinde eğitimin türleri
a- iş yerinde genel eğitim: iş kolunun tamamında geçerli olan bilgi ve becerilerin edinilmesidir.
b- İş yerinde özel ( spesifik) eğitim: sadece eğitimi veren firma da kullanılan işçinin verimliliğini sadece o firma için arttıran eğitimdir.
2- iş yerinde eğitim yatırım kararı

beşeri sermaye teorisine yapılan eleştiriler
a) veri ve ölçüm sorunu: bireyler yatırımının getiri oranını hesaplayamazlar.
b) Yetenek sorunu
c) Eleme hipotezi: iş veren tarafından hangi işçinin daha kaliteli olduğunu belirlenmesinde bir sinyal ve eleme aracı görevini yerine getirmesidir. Örnek: üniversite diploması
d) İkili iş piyasaları: eğitimin gelir eşitsizliklerine gideremeyeceğini savunur
• birincil sektördeki işler: iyi çalışma koşulları terfi şansı işle ilgili kuralların uygulanmasında eşitlik ve istihdamın istikrarlı olması gb özelliklere sahiptir.
• İkincil sektördeki işler: düşük ücretli çalışma koşulları kötü terfi şansı düşük işçiler arasında ayrımcılığın uygulandığı iş disiplinin zayıf olduğu işlerin oluşturduğu sektördür.
• Bu teoriye göre ikincil sektörde çalışan işçilerin birincil sektöre geçmeleri zordur.
Eğitim yatırımının makro özelliği
1) uygun yatırım kararının verilmesi güçtür
2) eğitim teknolojik politik yaşam organizasyon ve kültür alanlarında keşfetmeye ve geliştirmeye daha muktedir kişilerin yetişmesini sağlar.
3) Eğitim planlaması zorunlu bir yatırımdır.
Eğitimin sosyal getiri oranı = toplumun kaynakları eğitimi harcamakla ne elde ettiğini gösteren orandır. Örneğin: bir kimsenin tıp doktoru olması kendisi ile birlikte hastalara da yarar sağlar.
Eğitim ve kalkınma = eğitim düzeni yükseldikçe kalkınmada sağlanır.

Ünite 9
Emek mobilitesi türleri:
1) aynı bölgede emek hareketliliği
a) iş yeri değişimi
b) meslek değişimi
2) bölgeler arasında emek hareketliliği
a) iş gücünün meslek değiştirmeksizin bölgeler arasında hareketliliği
b) iş gücünün hem yaptığı işi hem de çalıştığı bölgeyi değiştirmesi
bireysel göç kararı:

E0  Göç yapılmadığında elde edilecek gelir profili
E1  Göç yapıldığında elde edilecek gelir profili
ABC alanı Göçün maliyeti ( göç nedeniyle vazgeçilen gelir )
C noktasından sonraki alan Göçün getirisi
Ailenin göç kararı:

Gelir KADIN Kadının göçten net kazancı
Gelir ERKEK Erkeğin göçten net kazancı
1. bölge kadın kazançlı çıkar, erkek zarara uğrar. Ancak ailenin toplam faydası artar.
2. bölge göçten her iki taraf da kazançlı çıkar.
3. bölge erkek kazançlı çıkar, kadın zarara uğrar.
Net kazanç: yeni yer ile eski yerde elde edilen gelirler arasındaki farktır.
45 derecelik açılı doğrunun üzerindeki her nokta kadın geliri = erkek geliri
Göç kararı aileye ABC üçgeninde fayda sağlar.

Emek göçün belirleyicileri:
1- yaş
2- medeni durum ve aile büyüklüğü
3- eğitim
4- uzaklık
5- işsizlik oranları
6- siyasal ve sosyal gelişmeler
yaş küçüldükçe kişinin göç etme olasılığı artar bunun nedenleri:
• ileri yaşlarda göç edenleri göç nedeni ile katlanılan maliyetleri çıkarabilmesi için daha az zamanları vardır.
• Yaşlı kişiler çalıştıkları işte daha yüksek bir spesifik eğitim düzeyine sahiptir.
• Yaşlıların göç olasılığı düşüktür.
• Yaşlıların göç maliyeti gençlere göre yüksektir. Eşyaların taşınması ve piskolojik maliyet sorunudur.
• İş beğenme süreci geçirdikleri için mobiliteleri ve güç olasılıkları düşüktür.

Göç edilecek mesafenin uzaklığı ile göç etme ihtimali arasında ters ilişki vardır. Bunun nedeni:
• Göç edilen mesafe uzadıkça göçmen iş imkanları hakkında daha az bilgi edinir.
• Mesafe uzaklaştıkça taşımanın piskolojik maliyeti büyür.

Emek gücünün mikro ( kişisel ) sonuçları
a) belirsizlik ve eksik bilgilenme
b) gelir artışlarının zamanlanması
c) gelir farklılıkları
d) eşlerin gelirleri
e) ücret azalmaları

*-* geriye göç: göçten umdukları getiriyi elde edemeyen işçilerin esas bölgelerine geri dönüşüdür.

Emek göçünün makro sonuçları:
a) ücret farklılıkları üzerindeki etkileri
b) bölgelerin gelirleri üzerindeki etkileri
c) işçilerin gelirleri üzerindeki etkileri
d) göç alan bölgelerin iş adamlarının gelirleri üzerindeki etkileri
e) kamu hizmetleri ve finansman üzerindeki etkileri
f) ödemeler dengesi üzerindeki etkileri
*-* beyin göçü: eğitimli ve nitelikli iş gücünün beşeri sermayenin getirisi daha yüksek olduğundan yoksul ülkelerden zengin ülkelere göçüdür. Uluslar arası beyin göçü ABD en fazla göç alan ülkedir.
Profesyonel emek göçünün nedenleri:
1- Göç edilen ülkedeki gelirin ve bilimsel çalışma imkanlarının fazlalığı
2- Gelişmiş ülkelerde yüksek nitelikli iş gücüne olan talebin eğitim sisteminin kapasitesinden daha fazla büyümesi
3- Eğitilmiş elemanların gelişmekte olan ülkelerde yeterli istihdam olanı bulamaması
*-* reel negatif dışsallıklar: 3. şahıslara yayılan ve kaynakların yanlış dağılımına neden olan özel faaliyetlerdir. (gecekondu)
Türkiye de yabancı ülkelere iş gücü göçü:
Türkiye den yurtdışına ilk defa 1961 de iş ve işçi bulmak kurumu aracılığıyla federal Almanya ya işçi gönderilmiş daha sonra emek göçü Avrupa ülkelerine yayılmıştır.

Türkiye den AB ülkelerine yapılan göçlerin nedenleri 2 grupta toplanır.
a- itici faktörler b- çekici faktörler
1. tre gelir seviyesinin düşük olması 1. iş kurma
2. işsizlik 2. AB ülkelerinde gelir seviyesinin yüksek olması
3.çalışma koşullarının zorluğu 3.bilgi arttırma
4. iş hayatındaki belirsizlikler 4. ülke görme
5. arazi, bina satın alma
6. hayat standartlarının yüksek olması
7. tüketim ve tasarruf imkanlarının yüksek olması
*-* 1980 li yılların ilk yarısında itici faktörler hakimken 2. yarısında çekici faktörler ön plana çıkmıştır.
Ünite 10
Toplu pazarlık: Bir tarafta sendika diğer tarafta ise işveren ya da işveren örgütünün yer aldığı ücret ve çalışma koşullarına ilişkin yapılan pazarlık ve görüşmelerdir.
*-* Toplu pazarlık ilk defa 1891 de sidney ve webb tarafından ortaya atılmıştır. Toplu pazarlık sisteminin doğuşu ve gelişimi sanayileşme sürecini demokrasinin varlığına hür ve bağımsız sendikacılığın siyasal düzeninin vazgeçilmez bir kurumu olarak kabul edilmesine bağlıdır.
Toplu pazarlığın unsurları:
1) İşçiler yönünden toplu bir harekettir.
2) İşçilere işverenle pazarlık edebilme gücü sağlar.
3) Kurumsal bir nitelik taşır. Yani örgüt yapısı vardır.
4) Dinamik bir süreçtir.
Toplu pazarlık gücü: Toplu pazarlıkta her iki tarafın kendi şartları üzerinde anlaşma sağlama yeteneğidir. İlk defa R. Hicks tarafından kullanılmıştır.
Toplu pazarlık gücünü belirleyen faktörler:
1) Ekonomik faktörler
a-  Pazarlık gücünü belirleyen makro ekonomik faktörler
i. Tasarruf ve yatırım düzeyi
ii. İstihdam durumu
iii. Üretim ve istihdam hacmi
iv. Ücretler ve fiyatlar genel düzeyi
v. Dış ticaret durumu
vi. Hükümetin izlediği gelirler politikaları
b-  Mikro ekonomik faktörler
i. İşverenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar
ii. İstihdam edilen emeğin talep esnekliği(emek talep esnekliği arttıkça sendikaların pazarlık gücü artar)
iii. Firmaların kar ve verimlilik artış oranı ( firmanın karlılığındaki artış sendikanın pazarlık gücünü arttırır.)
*-* Ekonomik durgunluk döneminde sendikaların pazarlık gücü zayıftır.
2) Yapısal ve kurumsal faktörler
a-  Toplu pazarlığın yapısı
b- Üretim yapısı
c- Sendikanın yapısı
d- Endüstrinin yapısı
e- Sendikalaşma oranı
f- Sendikalar arası rekabet
3) Yasal faktörler
4) Toplu pazarlık sürecinde belirginleşen faktörler
a- Bilgi akışı sistemi
b- taraflar arasında ilişkinin düzeyi
c- toplu pazarlığa katılan görüşmecilerin niteliği
d- pazarda kullanılan strateji ve taktikler
e- sendika liderlerini güç ve deneyimleri
TOPLU PAZARLIK MODELLERİ
1) Hicks in toplu pazarlık modeli
a- Tplu pazarlık sürecinin ilk ve en basit modelidir.
b- Ücret pazarlıklarında işverenin taviz verme eğilimi ile grevin beklenen süresi arasında doğru yönlü ilişki vardır.
c- Sendikanın direnme eğilimi ile grevin süresi arasında ters yönlü ilişkilerdir.
d- Toplu pazarlık taraflara maliyet yükler
e- İşveren ücretin maliyetinin grevin süresiyle karşılaştırır
f- Sendika ise işverenin teklifini hemen kabul edip düşük bir ücrete razı olmakla uzun bir greve katlanarak işverenin önerilerine reddetmenin maliyetlerini değerlendirir.
*-* İşverenin taviz eğrisi: İşverenin belirli sürelerdeki grevden kaçınmak için kabul edebileceği min. Ücretleri gösterir. Bu eğrinin her noktasında grevinin beklenen maliyeti = taviz vermenin beklenen maliyeti
Hicks e göre grevin nedeni: Tarafların birbiri hakkında tam bilgi sahibi olmamaları ve rasyonel davranmamalarıdır.
Bu modele eleştiriler:
a) Toplu pazarlıkta belirsizlik vardır
b) Sadece ücreti ele almış olmasıdır.
2- Ahsenfelter ve Johnson’ un politik modeli
a) Pazarlık sürecini sadece sendika ve işvereni içine alacak şekilde incelemenin uygun olmadığını savunur.
b) Toplu pazarlık işveren sendika üyeleri ve sendika liderleri arasında gerçekleşir.
c) Sendika liderleri ile üyeleri arasındaki amaç ayrılığı üzerinde yoğunlaşır.
d) Sendikalı işçiler istihdam koşullarının parasal ve parasal olmayan yönleri ile sendika liderleri ise sendikanın varlığını sürdürmesi ve büyümesi kendi kişisel politik var oluşuyla ilgilenir.
e) Grevin ne kadar süreceği işverenin grevden doğan sürecine bağlıdır.
f) İşveren sendikanın ücret talep eğrisini bilir
g) İşveren karı en yüksek noktaya çıkarılana kadar greve müdahale etmez ve anlaşmaya yanaşmaz.
3- Chamberlain in toplu pazarlık gücü modeli:
a- Her iki taraf da birbirlerinin pazarlık güçlerini 1 e eşitlemeye çalışırlar.
b- Anlaşmamanın maliyeti her iki taraf içinde anlaşmazlıktan doğan kayıptır.
c- Tarafların grev karşısındaki poziyonları onların nisbi pazarlık gücünü belirler.
Bir sendikanın greve gitme kabiliyetini etkiyen faktörler:
• Sendikanın iç politikaları
• Grev fonlarının büyüklüğü
• Üyelerinin üzerindeki mali sorumlulukları
• Diğer sendikalarının grev desteği
İşverenin olabilecek bir grev karşısındaki pozisyonunu belirleyen faktörler:
• Firmanın mali durumu
• Stokların durumu
• İş yerinde kullanılan teknoloji
• Grev sigortasının bulunup bulunmadığı
• Greve katılan işçilerin niteliği
ANLAŞMA MALİYETLERİ
1) Anlaşmanın doğrudan maliyeti: ücret artışları fazla çalışma izin süresi gibi parasal maliyetleri kapsar.
2) Anlaşmanın ikincil maliyetleri: toplu pazarlık sonucu sendikaların elde ettiği kazanımların pazarlığın kapsamına girmeyen diğer sendikalı veya sendikasız işçiler için emsal teşkil etmesi örnek verilebilir.
3) Anlaşmanın parasal olmayan maliyetleri: sendika güvenliği gibi ekonomik terimlerle ifade edilemeyen ve daha çok ilkesel olan konuları kapsar.
4- WALTON VE MC. KARSİE NİN DAVRANIŞSAL MODELLERİ
Bu model, toplu pazarlık sürecini pazarlık stratejisi ve taktik açısından inceler.
1. Alternatif  dağıtımcı pazarlık : toplu pazarlıkta bir tarafın kazancı diğer tarafın kaybı olmaktadır. Bu açıdan karşı tarafın direnme noktasını belirlenmesi önem taşır. Taraflar birbirlerinin direnme noktası hakkında 2 şekilde bilgi edinir
a- dolaylı tahmin : envanterler, alternatif üretim ve depolama olanakları, piyasa koşulları, sendikalı işçi sayısı, grv oylamasına katılanların sayısı, dedikodu zinciridir.
b- Doğrudan tahmin : burada işletme ve sendikalar çeşitli verilerden bilgi edinirler. Örneğin DİE enflasyon rakamları
2. alternatif  birleştirici pazarlık : çözümü halinde her iki tarafında kazançlı olacağı konular görüşülür. 3 adım vardır :
a- sorunu tanımlama
b- alternatif çözümleri ve sonuçları araştırma
c- çözümlerinin öncelik sıralamasının ve hareket tarzının belirlenmesi
3. alternatif  örgüt içi pazarlık : sendika ve işveren temsilcilerinin gerek toplu görüşme öncesinde, gerekse toplu görüşme sırasında kendi örgütleri arasında olan ilişkidir.
4. alternatif  davranışsal yapılanma : toplu pazarlık sürecinde tarafların birbirlerine karşı izleyebilcekleri tavır ve davranışlardır. Bu tavırlar :

i. Çatışma : yıkmak ve zayıflatmak için çabalarlar.
ii. Kontrollü saldırganlık : ılımlı bir rekabet vardır. 2 tarafta etki alanlarını genişletmeye çalışırlar.
iii. Uyuşma : barışçı ve anlaşma taraftarıdırlar. Taraflar arasında azda olsa bir rekabet vardır. Ve ilişkiler sınırlı bir güven temeline dayanır
iv. İş birliği : güven ve dostluk hakimdir. Pazarlık konuları, ücretler, çalışma süreleri ve koşulları ile sınırlı değil kaynak israfının önlenmesi, teknolojinin geliştirilmesi, ve iş güvenliği gibi konuları da kapsar.
v. Gizli anlaşma : temsil ettikleri tarafların amaçlarına aykırı olarak karşılıklı iki tarafın bir araya gelmesi ve aralarında gizli bir anlaşmaya varmalarıdır. Bu gizli anlaşmalarda şantajcılık söz konusudur.

ÜNİTE 13
Yaşlıların Bakımı, Gözetimi ve Korunması
Kimler, neden yaşlı olarak kabul edilir?
• 65 ve daha yukarı yaşlarda olanlar genel bir yaklaşımla yaşlı olarak nitelendirilir. Yaşlılara yönelik sosyal politikalara duyulan gereksinim, yaşadığımız dönemde hangi nedenlere çoğalmıştır?
• Yaşlıların sosyal politikalara konu olmalarının temelinde çeşitli nedenler bulunur. Bunların başlıcaları; nüfus yapısındaki değişim, sosyal güvenlik sistemlerindeki gelişme, aile yapısındaki değişim, ekonomik nedenler, hümaniter nedenler, demokratik yönetimlerin yaygınlaşması ve sosyal hukuk devleti ilkesinin benimsenmesi olarak sıralanabilir.
Yaşlıların bakılmalarını, gözetilmelerini ve korunmasını öngören politikaların, ulusal ve uluslar arası bağlamda hukuki dayanakları nelerdir?
• Yaşlıların korunmasını öngören ilkeler, sosyal politikaların uluslararası kaynaklarında daha çok, sosyal sigortalar kolu kapsamında irdelenmiştir.
• T.C. Anayasası’nın “Yaşlılar devletçe korunur. Yaşlılara devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir” hükmü ülkemizde yaşlılara yönelik ulusal sosyal politikaların temel hukuki dayanağını oluşturur. Bu hüküm doğrultusunda hazırlanıp, yürürlüğe konulan çeşitli mevzuat konunun bu bağlamda ki hukuki çerçevesini oluşturur.
Yaşlıların bakılmalarını, gözetilmelerini ve korunmalarını öngören politikalarla hangi hedeflere, hangi araçların yardımı ile ulaşılabilir?
• Yaşlılara yönelik sosyal politikalarla sosyal denge, sosyal adalet, sosyal bütünleşme ve sosyal gelişmenin sağlanması hedeflenir.
• Toplumların sosyo-ekonomik ve kültürel yapıları ile koşullarının, yaşlılara yönelik politikalar üzerinde izleri bulunur.
• Sosyal politikalarla yaşlılar; bir gelir güvencesine sahip kılınarak, istihdam edilmelerine yardımcı olunarak, çalışma yaşamında ayrımcılığa karşı korunarak, kurumsal bakım ve gözetim hizmetleri verilerek, sağlık yardım ve hizmetlerinden yararlandırılarak, sosyal hizmetler sağlanılarak korunmaya çalışılır.
Türkiye’de yaşlı nüfus hangi özellikleri taşımakta ve izlenilen sosyal politikalar hangi yönde biçimlenmektedir?
• Türkiye’de yaşlılar sayısal olarak sürekli çoğalmaktadır. Hiç evlenmemiş, boşanmış ya da eşi ölmüş yaklaşık 1 milyonu aşkın yaşlının bakım, gözetim ve korunma gereksinimi içinde olduğu düşünülebilir. Ailelerin bu bağlamdaki koruma işlevleri kentleşme ve sanayileşme sürecinde azalmaktadır.
• Türkiye’de yaşlılara yönelik politikalar, büyük ölçüde sosyal sigorta kurumları ve SHÇEK tarafından taşınmaktadır. Yerel yönetimlerin ve gönüllü kuruluşların bu politikalara katkıları çok azdır.
1. Aşağıdaki özelliklerden hangisi, kronolojik yaş ölçütünün üstünlükleri arasında yer almaz?

a. Kullanımının basit olması
b. Göreli olarak objektifliği
c. Somut bir gösterge niteliği taşıması
d. Yaygın olarak kullanılması
e. Bireysel özellikleri yansıtması

2. Aşağıdakilerden hangisi yaşlı nüfus tanımının kapsamı içinde yer almaz?

a. 55-65 yaş grubunda olanlar
b. 60-65 yaş grubunda olanlar
c. 65-70 yaş grubunda olanlar
d. 65 den daha yukarı yaşlarda olanlar
e. 70 den daha yukarı yaşlarda olanlar

3. Aşağıdakilerden hangisi yaşlılara yönelik sosyal politikalara duyulan gereksinimin nedenlerinden birisi değildir?

a. Nüfus yapısındaki değişim
b. Sosyal güvenlik sistemlerindeki gelişme
c. Aile yapısındaki değişim
d. Demokratik yönetimlerin yaygınlaşması
e. Çalışma yaşamında esnekleşme

4. Nüfus yapısındaki değişim ile ilgili olarak, aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?

a. Ekonomik yönden gelişmiş ülkelerde doğum oranları azalmaktadır.
b. Ekonomik yönden gelişmiş ülkelerde ölüm oranları azalmaktadır.
c. Tüm ülkelerde ortalama yaşam süresi uzamaktadır.
d. Ekonomik yönden gelişmemiş ülkelerde ölüm oranları çoğalmaktadır.
e. Ekonomik yönden gelişmemiş ülkelerde ortalama yaşam süresi kısalmaktadır.

5. Aşağıdakilerden hangisi sosyal güvenlik harcamalarını çoğaltmaz?

a. Özel sigorta uygulamalarının yaygınlaşması
b. Erken emekliliğin özendirilmesi
c. Yaşlılık sigortasından yararlanma koşullarının ağırlaştırılması
d. Sosyal güvenlik sistemlerinin yaygınlaştırılması
e. Sosyal güvenlik sistemlerinin kişiler ve riskler yönünden kapsamının gelişmesi

6. Yaşlı nüfusun aktif nüfusa katılma oranı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a. Genelde yükselmektedir.
b. Genelde düşmektedir.
c. Gelişmiş ülkelerde yükselmektedir.
d. Gelişmemiş ülkelerde düşmektedir.
e. Gelişmiş ülkelerde düşmektedir.

7. Korunmaya, bakıma ya da yardıma muhtaç aile, çocuk, sakat, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetler ve bu faaliyetlerin düzenlenmesi amacıyla 1983 yılında, 2828 sayı ile yürürlüğe konulan kanun aşağıdakilerden hangisidir?

a. Sosyal Hizmetler Kurumu Kanunu
b. Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu
c. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu
d. Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları Kanunu
e. Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları Sosyal Hizmetler Kanunu

8. 1976 yılında yürürlüğe konulan 2022 sayılı Kanun, kaç yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz Türk vatandaşlarına aylık bağlanılmasını öngörür?

a. 60
b. 65
c. 70
d. 75
e. 80

9. Aşağıdakilerden hangisi, yaşlılara yönelik sosyal politikaların hedefleri arasında yer almaz?

a. Sosyal denge
b. Sosyal adalet
c. Sosyal örgütlenme
d. Sosyal bütünleşme
e. Sosyal barış

10. Ülkemizde en çok özel huzurevi kimler tarafından işletilmektedir?

a. Vakıflar
b. Belediyeler
c. Azınlıklara ait kuruluşlar
d. Dernekler
e. Gerçek kişiler

CEVAPLAR

1 2 3 4 5
D E D C
6 7 8 9 10
B C B C E

================================================== ========

ÜNİTE 14
Çevre Politikaları
Çevre kavramı ve çevre sorunları nasıl tanımlarak, sistematize edilebilir?
• Sosyal politikalar açısından hava, toprak, su, bitki ve hayvan varlığı ile doğal ve tarihsel zenginliklerin tümü çevre olarak tanımlanır. Çevre ortamları ve koşullarından kaynaklanabilecek tüm olumsuzluklar ise çevre sorunları olarak ifade edilir.
• Çevre sorunları kirlenme, tükenme ve estetik çirkinleşme başlıkları altında sistematize edilebilir. Çevre politikaları ne zaman izlenmeye başlanmış ve bu politikalar günümüze dek süregelen dönem içinde nasıl gelişmiştir?
• Çevre ile ilgili sorunlarla ilk kez sanayi döneminde karşılaşılmıştır. Bu sorunların çözülebilmesi yönündeki kamusal politikalar ise, 20. yüzyılın ikinci yarısında sorgulanıp, izlenilmeye başlanmıştır. Çevre sorunları hangi nedenlerden kaynaklanır? Hangi alanlarda etkili olur ve neden önem taşır?
• Sanayileşme, kentleşme ve nüfus çoğalışı yaşadığımız dönemde çevre sorunlarına yol açan başlıca nedenlerdir.
• Ozon tabakasının incelmesi, sera etkisi ve iklim değişikliği, hava kirliliği ve asit birikimi günümüzde karşı karşıya bulunulan çevre sorunları içinde özellikle
öne çıkmaktadır.
• Doğal dengenin bozulması, yeryüzünde tüm insanların geleceği açısından yaşamsal bir önem taşır. Yaşadığımız dönemde, hangi uluslararası kurum ve kuruluşların çalışmaları çevre politikalarına büyük ölçüde yön ve biçim vermektedir?
• Başta BM, OECD, AB olmak üzere evrensel, kıtasal ve bölgesel pek çok kuruluşun çevrenin korunmasına yönelik yasama çalışmaları, ulusal çevre politikaları yönünden önemli bir kaynak oluşturmaktadır.
Türkiye’de izlenilen çevre politikalarının, hukuki dayanakları ve özellikleri nelerdir?
• Türkiye’de çevre sorunlarına olan ilgi ve duyarlılık giderek çoğalmakta, bu alanda önemli bazı gelişmeler kaydedilmektedir. Ancak ülkemizde, konunun tarafları arasında üzerinde görüş birliğine varılarak yapılandırılmış ulusal bir çevre politikasının varolduğunu söyleyebilmek güçtür.
Çevre politikalarının hedefleri ve öncelikleri nelerdir?
Çevre politikalarına hangi ilkeler egemen olur?

• Çevre politikasının temel hedefi, insan yaşamının ve sağlığının şimdi ve gelecekte çevreden doğabilecek zararlardan korunmasıdır.
• Çevre politikaların öncelikleri; insan sağlığının korunması, ekolojik dengenin korunması, kültürel, tarihsel ve estetik değerlerin korunması, ekonomik verimliliğin sağlanması olarak sıralanabilir.
• Çevre politikaları; kirleten öder, kirletenini kusursuz sorumluluğu, bütünleştirme, önceden önleme, işbirliği ve sakınma ilkelerine dayalı olarak yönlenip, biçimlenir.
1. Doğanın dengesi insanlığın geleceğini de tehlikeye atacak ölçüde ilk kez ne zaman bozulmuştur?

a. 1970’li yıllardan itibaren
b. I. Dünya Savaşı sonrası
c. II. Dünya Savaşı sonrası
d. Sanayi Devrimi ile
e. Soğuk Savaş sonrası

2. Çevre sorunlarının çözümüne yönelik uluslararası işbirliğinin ilk adımları hangi ülkelerin baskısı ve talebi ile gerçekleşmiştir?

a. Sanayileşmiş ülkelerin
b. Sanayileşmemiş ülkelerin
c. Türkiye’nin
d. Az gelişmiş ülkelerin
e. Çevre sorunları yaşamak istemeyen ülkelerin

3. Kirlenmenin yol açtığı her türlü zararlı sonucun sorumluluğunun ve giderilmesi için gerekli masrafların kirletene yüklenmesi ilkesine ne ad verilir?

a. Önceden önleme ilkesi
b. Kirletenin kusursuz sorumluluğu
c. Bütünleştirme ilkesi
d. Kirleten öder ilkesi
e. işbirliği ilkesi

4. Birleşmiş Milletlerin çevre ile doğrudan ilgili uzmanlık kurumu aşağıdakilerden hangisidir?

a. Besin ve Tarım Örgütü (FAO)
b. Dünya Bankası
c. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)
d. Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)
e. Uluslararası Para Fonu (IMF)

5. Birleşmiş Milletlerin düzenlediği ilk çevre konferansı hangi yıl ve nerede düzenlenmiştir

a. 1972 Stockholm
b. 1982 Nairobi
c. 1972 Rio
d. 1982 Tahran
e. 1972 Londra

6. Ülkemizde Çevre Kanunu hangi yıl yürürlüğe girmiştir?

a. 1980
b. 1983
c. 1993
d. 1995
e. 2000

7. Anayasamızın 56. maddesine göre; çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesine önlemek kimin görevidir?

a. Sivil toplum örgütlerinin
b. Devletin ve vatandaşların
c. Sadece devletin
d. Sanayicilerin
e. Yerel yönetimlerin

8. Çevre sorununun ortaya çıkardığı tehlikelere yönelik kamuoyu tepkisi neden genellikle geç kalmaktadır?

a. Çevre sorunları ancak ekolojik sistemin tolerans sınırının aşılması durumunda fark edilebildiğinden
b. Çevre sorunları bizi hemen hemen hiç etkilemediğinden
c. Daha önemli sorunlarımız olduğundan
d. Çevre sorunları önlenemeyeceğinden
e. Kitle iletişim araçlarının yetersizliğinden

9. Çevre politikasının temel önceliği nedir?

a. Ekonomik verimliliğin sağlanması
b. insan sağlığının korunması
c. Çevresel zararların ortadan kaldırılması
d. Estetik değerlerin korunması
e. Kültürel değerlerin korunması

10. Aşağıdakilerden hangisi çevre politikasının temel ilkelerinden biri değildir?

a. Kirleten öder ilkesi
b. Kirletenin kusursuz sorumluluğu
c. Eşitlik ilkesi
d. Bütünleştirme ilkesi
e. işbirliği ilkesi

CEVAPLAR

1 2 3 4 5
D A D C A
6 7 8 9 10
B B A B C

“AÖF İşletme 3.sınıf Çalışma Ekonomisi Ders Notları (7-8-9-10-11-12-13-14.ünite)” için 1 cevap

  1. alireis diyor ki:

    teşekkrüler yardımcı oldu

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Portal Teması : Wptr.Co